28 Ekim 2009 Çarşamba

Cumhuriyet Bayram Mesajı


"Gercek Kurtulus, Ancak Cehaletin Ortadan Kaldırılmasıyla Olur. 
Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir,
yerinde duran bir sey ise geriye gidiyor demektir..."  
Mustafa Kemal Ataturk

Cumhuriyetimizin 86.yasi kutlu olsun.

--
Saygilarimla.
Seyhan OZTURK
Bağımsız Distribütör
Network Manager & Wellness Coach
(Dagitim Agi Yoneticisi & Saglıklı Yasam Danismani)

http://aso.myflpbiz.com

Saglik & Varlik istiyorsanız,  ulasın, goruselim ...

http://dengelibirhayat.blogspot.com/
msn&e-mail:seyhan.ozturk@gmail.com
-----------------------------------------
Iyi Gorun, Iyi Hisset
Hastalanmadan Once Sagligini,
Yaslanmadan once gencligini koru...

25 Ekim 2009 Pazar

Domuz Gribi Hakkında

Domuz Gribi nedir domuz gribi belirtileri domuz giribi hakkında bilgi

Domuz gribi nedir domuz gribinin belirtileri nelerdir

http://i0910.hizliresim.com/2009/10/23/6020.jpg
http://i0910.hizliresim.com/2009/10/23/5995.jpg
http://i0910.hizliresim.com/2009/10/23/6036.jpg

Domuz gribine yakalanan ya da yakalandığını düşünen anneler bebeklerini nasıl beslemeli nasıl korumalı?


Bebeğimi korumak için ne yapabilirim?

Grip 2 yaşından küçük bebeklerde daha ağır seyredebilir. Bu nedenle bebeklerin korunmasına özellikle dikkat edilmelidir.

Ellerinizi bol su ve sabunla yıkamaya daha fazla önem veriniz. Bebeğinizi beslerken veya onunla ilgilenirken kesinlikle bebeğinizin yüzüne doğru öksürüp hapşırmayınız. Hasta iseniz mutlaka maske kullanınız ve bebekleri öpmeyiniz.

Anne sütü bebekleri bu hastalıktan korur mu?

Anne sütünün bebekleri hastalıklardan koruyucu etkisi oldukça fazladır. Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendireceğinden gribin daha ağır seyretmesini de engelleyebilir.

Grip olduğumu düşünüyorsam bebeğimi emzirmeyi sürdürmeli miyim?

Evet emzirmeye devam etmelisiniz. Çünkü bağışıklık sisteminin gelişiminde anne sütü oldukça önemlidir. Emzirmek bebeklerin hastalıklarla başa çıkabilmelerine de yardımcı olur.

Hastayken bebeğimi emzirebilir miyim?


Hasta olsanız bile emzirmeyi kesmeyiniz. Bebekler en az 6 ay boyunca ek olarak su bile verilmeden anne sütü ile beslenmelidir. Eğer emziremeyecek kadar hastaysanız pompa ile sütünüzü cam bir biberona sağıp bebeğinize verilmesini sağlayınız.

Bebeğim hasta ise emzirmem doğru mudur?

Hasta olan bebeğiniz için yapabileceğiniz en faydalı şeylerden biri onu emzirmeye devam etmektir. Bebekler hasta oldukları zaman daha çok sıvıya ihtiyaç duyarlar. Anne sütü diğer sıvı gıdalardan çok daha faydalıdır. Eğer bebeğiniz ememeyecek kadar hasta ise sütünüzü damlalık kullanarak vermeyi deneyiniz.

Emzirirken antiviral grip ilacı almak doğru mudur?

Doktor tarafından tavsiye edilen antiviral grip ilacı kullanan anneler bebeklerini emzirmeye devam edebilirler.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı

----------------

Eğer vucudumuza zarar veren ilaçları kullanmamak istiyorsak. besin tamamlayıcılarını tavsiye ederim. Besin Tamamlayıcıları duzenli kullanıldıgında, bagısıklık sistmimizi guclendirecek ve hastalıklardan korurken aynı zamanda vucudumuzun gec ve saglıklı yaslanmasına yardımcı olmaktadır.

Mayıs 2006 dan beri besin tamamlayıcılarını ailecek duzenli kullanıyoruz. Belkide en guzel sonucumuz,  o gunden bu yana ailecek ilac kullanmıyoruz. Dinc ve dinamik yasıyoruz.

Saygilarimla.

Seyhan OZTURK
Bağımsız Distribütör
Network Manager & Wellness Coach
(Dagitim Agi Yoneticisi & Saglıklı Yasam Danismani)

http://aso.myflpbiz.com

http://dengelibirhayat.blogspot.com/

Saglıklı Yasam & Wellness
-----------------------------------------
Msn & E-mail & Google talk : seyhan.ozturk@gmail.com
skpe : seyhan.ozturk
aso@myflpbiz.com  
---------------------
Wellness nedir ?
Saglıklı Yasam Tarzi
Iyi Gorun, Iyi Hisset
Hastalanmadan Once Sagligini,
Yaslanmadan once gencligini koru..
-------------------------------------------------
Saglik & Varlik icin...

07 Ekim 2009 Çarşamba

Prof. Dr. Erkan Topuz " Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer."

'Gerçekleri anlatırsam Türkiye sarsılır'

Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı...

Esra Ceyhan'ın Kanal D'deki programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı.

Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.

Erkan Topuz, bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılardan bahsetti. "Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır" diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.

"Ben gerçekleri anlatıyorum. Ama çok fazla anlatmıyorum çünkü her şey sarsılabilir Türkiye'de" diyen Topuz'un sarsıcı açıklamaları şöyle:

-Evde sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşmamalılar. Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)

-Kanserle mücadele anne karnında başlıyor. Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller... Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.

-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, hepsinden günde en azından 3-5 tane yesinler. Her bir renkte bir şeyler var.

-Kırmızı et alsınlar gebeler haftada 2 kere. Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım.

-En tehlikeli yer halıdır. Halı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle halıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin.

-Deterjan kullanınca muhakkak eldiven kullanın. Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)

-Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünüdür, kanserojendir. Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.

-Her türlü deterjandan kaçınız. Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz.

-Beyaz olan her türlü iç çamaşırınızı muhakkak yeni aldığınızda en az 2 kere kaynatınız. Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.

-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli. Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor.

-Sebzeleri mevsiminde dondurup saklamakta fayda var. Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA'yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.

-Radyasyon kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biridir. Televizyondan çok uzak duralım.

-Çocuklarınıza haftada 2 kez balık çorbası içirin ama içine zerdeçal koymak suretiyle. Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı.

-Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli. Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara'nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.

-Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır. Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir.

-Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri 15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.

-Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim. Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.

-Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım.

-Belki tuzcular üzülecekler ama Konya'ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye'nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü'müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.

-Amerika'daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır. Ucuz beslenmedir.

-En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.

-Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir.

-Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı. Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.

-Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse.

-Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğunu çöpe atın. İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok.

-3 ayda bir suyunuzu değiştirin. Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.

-Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey... Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.

-Meyva suyu yerine posasıyla tüketin. Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.

-Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyor. Çok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın.

-Çocuklarımızı yeşil plastik sahalarda oynatmayınız. Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler.

-Havuzların iyi temizlenmesine dikkat ediniz. Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine kansere hazırlık yapıyorsunuz spor yerine.

-Bütün beyazlatıcılardan kaçınız. Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır.

KANSER DALGA DALGA GELİYOR

Prof. Dr. Erkan Topuz, verdiği şu çarpıcı bilgi ise kanserin boyutlarını açıkça ortaya koymaktaydı: "Kanser dalga dalga geliyor. 2020 yılında 20 milyon insan kansere yakalanacak. Ama eğer bunları yaparsak belki bunu 15 milyona indirebiliriz. O yüzden gözümüzü açalım. Bu iş çocukluktan başlıyor. Çocuklarımıza bu terbiyeyi vermek zorundayız. Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer."

Erkan Topuz, yaptığı açıklamalar nedeniyle bir takım sektörleri zor duruma soktuğu eleştirileri için ise, "Benim için insan sağlığı birinci plandadır. Ekonomi ikinci plandadır. Bir insanın kanser olması durumunda devlete ve millete verdiği zarar milyarlarca dolardır. O yüzden dikkatli olduğunuz takdirde ekonomiye de katkınız olur. Aslında ben bunları anlatarak Türkiye'nin ekonomisini de kurtarıyorum farkında değiller" diye konuştu.

--
Saygilarimla.
Seyhan OZTURK
Bağımsız Distribütör
Network Manager
Personel Wellness Coach
(Dagitim Agi Yoneticisi & Kisisel Yasam Tarzı Danismani)

http://aso.myflpbiz.com

http://dengelibirhayat.blogspot.com/

Saglıklı Yasam & Wellness
-----------------------------------------
Msn & E-mail & Google talk : seyhan.ozturk@gmail.com
skpe : seyhan.ozturk
aso@myflpbiz.com  
---------------------
Wellness nedir ?
Saglıklı Yasam Tarzi
Iyi Gorun, Iyi Hisset
Hastalanmadan Once Sagligini,
Yaslanmadan once gencligini koru..
-------------------------------------------------
Saglik & Varlik icin...

01 Ekim 2009 Perşembe

Facebook'a katılmanı istiyorum

facebook
Seyhan Ozturk
Seyhan Ozturk'un profilinde şunlar var:
375 arkadaş
12 fotoğraf
0 not
13 duvar yazısı
97 grup

Facebook'a katılmanı istiyorum


Merhaba,

Fotoğraflarımı, videolarımı ve etkinliklerimi paylaşabildiğim bir Facebook profili oluşturdum ve profilimi görebilmen için seni arkadaşım olarak eklemek istiyorum. Önce, Facebook'a katılman gerekiyor! Katıldıktan sonra sen de kendi profilini oluşturabilirsin.

Teşekkürler,
Seyhan

Facebook'a kaydolmak için aşağıdaki bağlantıya tıklayın:
http://www.facebook.com/p.php?i=589568964&k=5WLY6V54QT6G6BD1R1XZW4XPW6BAZY2GVTBS&r
seyhan.ozturk.dengelibirhayat@blogger.com, Seyhan Ozturk tarafından Facebook'a katılması için davet edildi. Bundan sonra Facebook'tan bu tür e-postalar almak istemiyorsanız, abonelikten çıkmak için lütfen buraya tıklayın.
Facebook ofislerinin bulunduğu adres: 1601 S. California Ave., Palo Alto, CA 94304

02 Eylül 2009 Çarşamba

Gazlı içeceklerdeki büyük tehlike!

Gazlı içeceklerdeki büyük tehlike:

İsveç'te yapılan bir araştırma; gazlı ve şekerli içeceklerin karaciğere alkol kadar zarar verdiğini ortaya çıkardı.

Linköping Üniversitesi Hastanesi Karaciğer Hastalıkları Uzmanı Stergios Kechagias, içeceklerde bulunan fruktozun karaciğer yağlanmasına neden olduğunu ve bunun da siroz ve kansere yol açtığını söyledi. Kechagias, gazlı ve şekerli içeceklerin yanı sıra meyve şekerleri ile tatlandırılmış meyve suları ve enerji içeceklerinin de siroz hastalığı riskini yüzde 10 oranında artırdığını açıkladı.

Gazlı içeceklerin obezite, diyabet, diş çürümesi, kemik sorunları, beslenme bozuklukları, kalp hastalığı, gıda bağımlılığı ve nörolojik sorunlar gibi rahatsızlıklara da yol açtığı ifade edildi. Vücuttaki yüksek asit oranının en çok diş ve kemiklere zarar verdiği de vurgulandı.

--
Saygilarimla.
Seyhan OZTURK
Bağımsız Distribütör
Network Manager
Personel Wellness Coach
(Dagitim Agi Yoneticisi & Kisisel Yasam Tarzı Danismani)

http://aso.myflpbiz.com

http://dengelibirhayat.blogspot.com/

Saglıklı Yasam & Wellnes Club :

IZMIR
-----------------------------------------
Msn & E-mail & Google talk : seyhan.ozturk@gmail.com
skpe : seyhan.ozturk
aso@myflpbiz.com  
---------------------
Wellness nedir ?
Saglıklı Yasam Tarzi
Iyi Gorun, Iyi Hisset
Hastalanmadan Once Sagligini,
Yaslanmadan once gencligini koru..
-------------------------------------------------
Once Saglik, sonra Varlik icin...

09 Ağustos 2009 Pazar

Neden KARTAL ?

KARTAL

 Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan
kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok
ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40'a
dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle
de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.
Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve
ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması
iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini
yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve
zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar

sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve
orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde
yuvasında kalır.

Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya

vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.

Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan
sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır.

Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini
yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 veya daha uzun süreli

bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma
gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda
kalırız.

Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan,

geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.

Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin

yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak
yararlanabiliriz.

'Geride kalanları unutmak ve önümüzde bizi bekleyenlere ulaşmak için

hedefime doğru ilerliyorum.'
 
--
Saygilarimla.
Seyhan OZTURK
Bağımsız Distribütör
Network Manager
Personel Wellness Coach
(Dagitim Agi Yoneticisi & Kisisel Yasam Tarzı Danismani)

http://aso.myflpbiz.com

http://dengelibirhayat.blogspot.com/

Saglıklı Yasam & Wellnes Club :

IZMIR
-----------------------------------------
Msn & E-mail & Google talk : seyhan.ozturk@gmail.com
skpe : seyhan.ozturk
aso@myflpbiz.com  
---------------------
Wellness nedir ?
Saglıklı Yasam Tarzi
Iyi Gorun, Iyi Hisset
Hastalanmadan Once Sagligini,
Yaslanmadan once gencligini koru..
-------------------------------------------------
Once Saglik, sonra Varlik icin...

24 Haziran 2009 Çarşamba

COK COK ONEMLI > bakın istediklerimiz neden olamıyor...!!!

İnşaallah diyemeyince ,  bakın hayatımızdaki neler neler olamıyor… !!!

Öyle şeyler var ki, kimi zaman insan; “Aman Allah’ım, bize basit gibi gelen, hatta ağız alışkanlığı yapan kimi konular hakikatte ne kadar önemliymiş” demekten kendini alamıyor. Neden bahsettiğimi anlatacağım. Ama önce küçük bir hatırlatmamız var.
Kimi zaman farkındalık oluşturmak gerekiyor. Tıpkı bugün olduğu gibi… Çünkü bir gün bunun da bir hesabı var.
Mesela dil alışkanlığıyla artık söylerken sıradanlaşan kimi sözlerin hakikatte ne anlama geldiği ve neden önemli olduğu konusunda… Bugün sizlere bunlardan sadece “İnşaallah” kelimesinin günlük hayatta kullanılmasının neden önemli olduğunu anlatacağım. Anlatacaklarımı bilenler bugünlük hoş görsünler, ilk kez duyanların da teşekkür etmelerine gerek yok, okuduklarını en az bir kişiyle paylaşmaları bizi daha çok memnun eder. Sabırla okuyun, pişman olmayacaksınız.
 
Kapılar kapanınca…

Hz. Peygamber (sav) Mekke döneminde İslam’ı tebliğ ederken, Mekke’nin ileri gelenleri de sayıları giderek artan Müslümanlarla nasıl baş edecekleri konusunda çareler düşünmeye başlar. Fakat Hz. Peygamberin tam olarak ne yapmak istediği konusunda kafaları karışıktır. Yine bir gün bu çetin problem hakkında konuşurlarken, Yahudi âlimlere de danışmak üzere bir heyet göndermeye karar verirler. Gönderecekleri iki elçiye; «Onlara Muhammed´den bahsedin, onu tarif edin ve söylediklerini iletin; çünkü onlar ilk kutsal kitaba ina­nıyorlar ve mutlaka peygamberler hakkında bilgileri var­dır. Oysa bizim bu konuda hiçbir bilgimiz yok» derler.

Konu Yahudi âlimlere açılınca, gelen heyete şunları söylerler: “Peygamber olduğunu söyleyen o kişiye şu üç soruyu sorun. Eğer bu sorulara ce­vap verebilirse O Allahın peygamberidir, fakat eğer ce­vap veremezse yalancı ve sahtekârdır.” Yazıyı uzatmamak için bu soruları geçelim.

Heyet Mekke’ye döndüğünde, Kureyşin li­derleri Hz. Peygambere haber göndererek bu üç soruyu sor­ar. Hz. Peygamber: «Yarın size bunların cevabını vereceğim» der. Fakat înşaallah (Allah dilerse)» demeyi unutur. Er­tesi gün Kureyşliler cevap için geldiklerinde onları geri gön­derir. Hz. Peygamber Hz.Cebrail (as) vasıtasıyla Allah’ü Teala’dan bu soruların cevabını beklemektedir. O günden itibaren on beş gün boyunca hiç bir vahy gelmez, Cebrail de hiç yanına uğramaz. Mekkeliler alay etmeye başlarlar. Hz. Peygamber Mekkelilerin alaylarına çok üzülse de yapacak bir şey yoktur. Kendisini normalde hemen her gün ziyaret eden Cebrail de ortalıkta görünmemektedir. En sonunda Cebrail, onu te­selli eden ve üç soruya da cevap veren vahyi getirir. Cebrail bu arada bu uzun bekleyişin sebebini de getirdiği şu ayetle izah eder:


«Hiç bir şey hakkında ´Ben bunu yarın mutlaka yapacağım´ deme. Ancak: «Allah dilerse» (yapacağım de)» (Kehf: 23–24).
Mesele anlaşılır. O günden sonra Hz. Peygamber daha titiz davranır. Mesela Peygamber Efendimiz bir mezarlığa uğradığında, ölüm her bir insan için muhakkak olduğu halde, yukarıda verdiğimiz ayeti kerimeden kaynaklanan ilâhi terbiye gereği, “İnşâallah biz de sizlere kavuşacağız” buyurmuştur.
Aslında o günlerde değişik vesilelerle yaşanan hemen her alandaki tüm benzer olaylar, kıyamete kadar tüm insanlığa örnek olacak birer enstantane bırakmak içindir.
“İnşâallah” kelimesi, “Allah’ü Teâlâ dilerse olur” manasına, bütün işleri Allah’ü Teâlânın dilemesine havale etmek için söylenen sözdür. Dolayısıyla, halk arasında kimi zaman dillendirilen, “Bu iş inşallahla maşallahla olmaz” ifadeleri yanlış sözlerdir. İşin hem gereği yapılacak, hem de Allah’tan bu konuda yardım istenecektir.
Diğer örnekler…
Kur'an-ı Kerimde; “Biz Süleymanı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Daha sonra o, yine (Rabbine) döndü” buyurulmaktadır. (Sad Süresi, 34)
Fahreddin-i Razi bunu izah ederken şunları söyler:
Süleyman Aleyhisselam, bir gecede, zevcelerinin hepsini dolaşacağını, onların her birinden birer erkek çocuk dünyaya geleceğini, Allah yolunda muharebe edeceklerini söyledi. Fakat inşâallah demeyi unuttu. Sakat bir çocuk dünyaya geldi. Bunu götürüp, babasının tahtına bırakıverdiler. Hz. Peygamber bir Hadis-i Şerifte bundan bahsederken, “Yemin ederim ki, Süleyman Aleyhisselam inşâallah deseydi, dediği gibi olurdu” buyurdu. (Sahihi Buhari)
İbrahim Aleyhisselam oğlu İsmail Aleyhisselamı kurban etmek istediğinde; “Babacığım, sana emredilen ne ise, onu yap! İnşâallah beni sabredicilerden bulursun” dediği Kur'an-ı Kerimde bildirilmektedir. (Saffat Süresi, 102)
Bu örnekleri her birimiz kendi yaşamlarımızdan da çoğaltabiliriz. Örneğin Network'cusunuzdur sayısal gücünüze güvenerek yapılması oldukça kolay bir işe kalkmanıza rağmen, rakamların denkleşmeyiverdiğini, işlerin birden nasıl ters gittiğini görüverirsiniz.
Salonları dolduran kalabalıklar karşısında; “Bu sefer bu iş kesin oldu gibi, ama biz de çok çalıştık canım” derken, her işi evirip çevirenin aslında Allah olduğunu unutuverirsiniz. Hani atalarımızın o bilge kişilikleriyle, “güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, malına güvenme bir kıvılcım yeter” dedikleri gibi. Bir anda her şeyin ters yüz olduğunu görüverirsiniz.
Gördünüz mü bak, kimi zaman düşünmeden ağız alışkanlığıyla dilimizin ucundan çıkıp gidiveren bir “İnşaallah” sözcüğünün nelere kadir olduğunu.
 
" İnşaallah 05 Temmuz 2009 da acıklanacak Londra Kar Paylasımı ile birlikte, çok çalısan her arkadasımızın işleri rast gider de Bir ucak dolusu ekip arkadasımızla hep birlikte LONDRA kar paylasımına Ucretsiz gider gelir ve İnşallah daha çok çalısan herkese de Londradaki kar paylasımından inanılmaz cekler alarak donmek nasip olur."  sözü ne iyi gider değil mi bunun üzerine ?


--
Saygilarimla.
Seyhan OZTURK
Bağımsız Distribütör
Network Manager
Personel Wellness Coach
(Dagitim Agi Yoneticisi & Kisisel Yasam Tarzı Danismani)

http://aso.myflpbiz.com

http://dengelibirhayat.blogspot.com/

Saglıklı Yasam & Wellnes Club :

+90.232.446 28 20

Halitziya Bulv.  1337 Sk.No:1 D. 102 Kemal Özsoy İş Mrk. Çankaya - IZMIR
-----------------------------------------
Msn & E-mail & Google talk : seyhan.ozturk@gmail.com
skpe : seyhan.ozturk
aso@myflpbiz.com  
---------------------
Wellness nedir ?
Saglıklı Yasam Tarzi
Iyi Gorun, Iyi Hisset
Hastalanmadan Once Sagligini,
Yaslanmadan once gencligini koru..
-----------------------------
Once Saglik, sonra Varlik icin...
Website counter